Okul Kaygısı ile Başetme Yöntemleri

Uzman Psikolojik Danışman Aslı Sazcı

 

Kaygı bir durum veya nesneyle karşı karşıya kalındığında kişinin yaşadığı fiziksel-duygusal ve zihinsel değişim olarak tanımlanabilir. Kaygının yaşı ve standardı yoktur. Bir durum veya olay herkes için kaygı verici olmayabilir. Kaygı, belli bir düzeyde gereklidir ve kaygının motive edici özelliği de vardır.

 

Kaygı bebeklik döneminden itibaren yaşanan temel duygularımızdandır. Bebeklikten alınan eğitim kaygının zeminini oluşturur. Örneğin çoğu bebek bakım veren kişi yanından ayrıldığı zaman ağlamaya başlar. Bunun temelinde yalnız kalma, anne-babadan ayrılma kaygısı yatar. Eğer bu kaygı anne-babalar tarafından pekiştirilirse çocuğa yalnız kaldığında problem yaşayacağı mesajı verilmiş olur. Bu durum okula başlama döneminde belirginleşebilir çünkü çocuk ilk defa alışık olduğu kişilerden ve/veya ortamdan ayrı kalacaktır. Okul kaygısını giderebilmek için öncelikli olarak kaygının temelindeki problemi araştırmak gerekir.

 

Kaygının temelinde;

  • Anne-babadan ayrı kalma kaygısı mı,
  • Özgüven eksikliği mi
  • Çocuğun inatçı, dirençli yapısı mı
  • Kardeş kıskançlığı mı
  • Yeni ortama uyum sağlayabilme kaygısı mı
  • Yoksa aslında anne-babanın çocuğundan ayrılma konusunda yaşadıkları kaygılarının yansıması mı yatıyor? sorularını yanıtlamak gerekir.

 

Özellikle tüm zamanını anne-baba ile beraber geçiren ve aşırı koruyucu anne-baba tutumu ile yetişen çocuklar anne-babadan ayrılma kaygısı yaşarlar. Çünkü anne-babadan bağımsız ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilemezler.

 

Gelişim süresince çocuğun farklı ortamlara girmesi oldukça önemlidir. Farklı ortamlara giren, yeni insanlar ile tanışmakta zorlanmayan çocuklar, onlar için yeni bir ortam olan okul ortamına da kolaylıkla alışırlar.

 

Bazı çocuklar inatçı yapılarından dolayı otoriteye karşı gelmek amacı ile okula gitmek istemezler. Bu durum okul korkusundan ziyade her şeye karşı gelme eğilimi ile ilgilidir.

 

Kardeş kıskançlığı okula gitme isteksizliği şeklinde kendini gösterebilir. Bu isteksizlik anne-babalar tarafından okul kaygısı olarak yorumlansa da aslında çocuk evde kendine rakip gördüğü ve annesini paylaşmak istemediği kardeşinden dolayı okula karşı direnç geliştirir. Bu çocuklar okulda kaldıkları süreç boyunca “Kardeşim evde ben neden buradayım?”, “Onu daha çok sevdikleri için mi beni evden gönderdiler?” sorularına yanıt ararlar.

 

Koruyucu ve eleştirel yaklaşım ile yetiştirilen çocuklarda özgüven problemi ile sık sık karşılaşıyoruz. Yanlış yapma, kendini kabul ettirme konusunda kaygıları olan bir çocuk için okula başlamak zorlayıcı olacaktır.

 

Bazen de aslında çocuk değil kaygılı olan anne-babalardır. Çocuğun yaşadığı şey ise anne-babanın duygularına eşlik etmektir. Çocuklarından ayrı kalma, farklı bilinmedik bir ortama emanet etme anne-babalar için de zorlayıcı bir süreçtir. Duygusal tepkilerini erteleyemeyen anne-babaları olan çocukların okula başlama konusundaki kaygı düzeyi artacaktır.

 

Okula başlayan çocuk ile ailede artık yaşam düzeni değişir. Bu düzene uyum sağlama aşamasında kritik noktalar vardır. Bunlara etkili çözümler bulmak, hem çocuğun hem de anne-babaların kaygılarını azaltabilir.

 

Ne Yapmalıyız?

  • Çocuğunuz okula başladığında onunla yapacağınız açıklayıcı konuşmalar oldukça önemlidir. Eğer siz olumlu içerikli ve rahat bir şekilde konuşursanız çocuğunuza da bu etki geçecektir. Örneğin birinci sınıfa başlayan çocuğa, artık büyüdün ağabey-abla oldun, okulda ders yapacaksın, artık daha çok çalışman lazım gibi ifadeler ile açıklama yaptığınızda büyük ihtimalle kaygısı artacaktır ve okul ile ilgili olumsuz şemalar oluşturacaktır. Ancak birinci sınıfa başlamanın yeni bilgiler öğrenmek olduğunu, artık kendisinin okuyup yazabileceğini, bunlara yaparken oyun oynamaya devam edebileceğini söylemek çocuğu rahatlatacaktır.

 

  • Hemen her çocuk hayatında, tanımadıkları bir ortamda anne babadan ayrılma kaygısı yaşarlar. Okul ortamı da çocuk için yenidir. Bu ortamı anne-baba- çocuk olarak tanımak, çocuğa orada neler yapacağını anlatmak, öğretmenleri ile tanıştırmak kaygısını azaltacaktır. Çünkü kaygının nedenlerinden biri olan bilinmezlik durumu ortadan kalkmış olacaktır.

 

  • Çocuklarından ayrılma kaygısı yaşayan anne-babaların duygularını çocuklarına yansıtmadan, nötr bir ifade ile okula göndermeleri çocuğun okula uyumunu kolaylaştıracaktır. Okulun ilk günü çocuğundan ayrılırken anne-babanın duygusal tepkiler vermesi ve uzun süreli vedalaşmalar çocuğun kaygısını arttıracaktır.

 

  • Kardeş doğumunun hemen ardından okula gönderilen çocuklar değersizlik hissi yaşayabilirler. Bu durumun yaşanmaması için çocuk okula alıştıktan sonra ikinci çocuğa sahip olmak ya da kardeşin varlığına alıştıktan sonra çocuğu okula göndermek yararlı olacaktır.

 

  • Her şeye hayır diyen, dirençli çocuklar okula başlama sürecinde de zorluk yaşarlar. Anne-babaların ve eğitimcilerin sınır koyma konusunda taviz vermemeleri oldukça önemlidir. Çocuğun ağlayarak, bağırarak istediğini elde etmeyeceğini anlayabilmesi için net bir tutum sergilemek gerekir.

 

  • Eğer çocuğunuz kaygısını rahatlatmak için önceden yapmadığı davranışları (tırnak yeme, saç emme, şiddet davranışı vd.) yapmaya başlamış veya önceden kazanmış olduğu becerilerde (tuvalet kontrolü vd.) problem yaşıyorsa bir uzman desteği alınması yararlı olacaktır.

 

* Bu yazı Türk Eğitim Rehberi Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

 

Psk. Dan. Aslı Sazcı

Paylaş