Ebeveyn Tutumları ve Çocuklar Üstündeki Etkisi

Çift ve Aile Terapisti Psikolog Çiğdem Toksoy

Ebeveyn tutum ve davranışlarının çocukları ne kadar etkilediği genel bir merak konusudur.

 

Bu konuda çocuğun beyaz bir sayfa olduğu ve üstüne yazılanı yansıttığı görüşünden çevresel faktörlerin kişiliğin oluşumunda neredeyse hiç rol oynamadığına kadar farklı fikirler yıllar boyunca uzmanlar tarafından ortaya atıldı.

 

Ben de bu önemli konuyu ebeveyn tutumlarının çocuğun sosyal iletişim becerileri üstündeki etkisi bağlamında tartışmak istedim.

 

Genetik faktörlerin mi yoksa yetiştirme biçiminin mi daha etkili olduğu sorgulandığında araştırmalar her ikisinin de etkisi olduğunu, yalnızca birisinin davranışın kesin belirleyicisi olmadığını söylüyor. Örnek vermek gerekirse saldırgan, dürtüsel davranışlara genetik olarak yatkın bir çocuk televizyonda şiddet ve hareket içeren programları seyretmekten hoşlanır. Buna izin verilirse veya anne babanın şiddet içeren davranışlarına maruz kalırsa benzer davranışı gösterme boyutunda genetik yatkınlığı daha düşük olan bir çocuğa göre daha fazla etkilenir. Bununla birlikte çocuğun yaşadığı gelişimsel değişimler kişinin kendi iradesinin mi yoksa çevresel faktörlerin mi davranışı etkileyen öncelikli temel neden olduğunu belirlemeyi güçleştiriyor. Yine de ikizler ve evlat edinilmiş çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar genetik etkinin varlığını destekliyor. Mizaç- huy dediğimiz şeyin biyolojik temeli var.

 

Bilim adamları çocukların çevresel etkilerin pasif alıcıları olmadığını, çevrelerini seçtiklerini, değiştirdiklerini hatta yarattıklarını söylüyor ve bu da onların çevreleri (ebeveyn, kardeş, arkadaşlar) tarafından gözlenebilir ölçüde farklı tepkiler almalarını getiriyor. Aynı aileden farklı çocuklar çıkmasına yönelik açıklamalardan birisi bu. Çocuğun sosyalleşme eğilimi ebeveynlerden birisine veya her ikisine de uyabilir ve böylece artabilir. Çocuklar özellikle genetik olarak daha fazla benzediği kişiyle uyumlu bir sosyal davranış biçimi sergiler.

 

Bir ailede her iki ebeveynin tutumları özellikle de çocukların yaşları ilerledikçe çocuğun yapısına göre değişebilir. Kardeşler arası farklılıklar böylece artar. Çocuklar da ebeveynlerinin davranış biçimlerini onların ihtiyaç ve kişiliklerine uydurduğunu fark ederler.

 

Ebeveynlerin daha sosyal bir çocuğa akranları ile daha fazla etkileşim imkânı sağlayıp bir anlamda onu özgür bırakırken daha içe dönük olan çocuklarına daha yönlendirici olabildiğini (çocuğa nasıl davranacağını söylemek, kişilerarası sorunlarını çözmek için müdahale etmek, aşırı koruyucu olmak gibi) araştırmalar gösteriyor. Bu tip ebeveyn davranışları çocuğun sorunlarının çözülmesi yerine devamı, hatta artması ile sonuçlanıyor.

 

Saldırgan, fazla duygusal ya da aşırı heyecan arama eğilimindeki çocukların ebeveynlerinde endişe ve daha fazla formel (izleme, denetleme, kural koyma anlamında) müdahale ihtiyacı doğurduğu görülüyor.

 

Ebeveyn tutumlarının kardeşler üzerindeki etkilerini iki boyutta inceleyebiliriz:

Paylaşılmayanlar; çocukların ebeveyn tutumlarına verdikleri yanıt onların bireysel algı süzgeçlerinden geçerek şekillendiği için aynı anne baba tutumuna iki çocuk farklı yanıt verebiliyor. Örneğin emir verme, bağırma türünde bir ebeveyn tutumu dışsallaştırmaya yatkın bir çocuk tarafından çatışma olarak algılanıp söylenme veya eyleme dökme gibi açıkça küstah ve öfkeli tepkilere yol açabilirken, mizaç olarak endişeli, korkak kardeşi ebeveynden gelen tehditkâr davranışları korkutucu görüp isteklerini itaatkâr bir şekilde yerine getirir. Bu çocuk içine gömdüğü öfke ve kırgınlığını daha sonra depresyon ve içe kapanma olarak ortaya çıkarır. Başka çocuklar sıcak ve hoşgörülü ebeveynlerine otoriter olmadığı için daha az saygı gösterebilirler. Bu iyi huylu ebeveynin varlığında daha az denetim ve yönlendirmeye ihtiyaç duyan sorumlu bir çocuk uygun davranışlar sergilerken diğer kardeşleri kendi istediklerini yapıp yaptırımlardan kaçabilirler.

 

Paylaşılan etkilere baktığımızda araştırmalar ebeveynlerin model olması ve aynı ahlaki, dini ve politik ilgilerin desteklenmesinin en az genlerden gelen kardeşler arası benzerlik kadar hatta daha fazla önemli olduğunu söylüyor. Aynı yumurta ikizlerinde bile genetik benzerliğin etkisinin zaman içinde azaldığı ve yaşantısal faktörlere bağlı olarak farklı kişilere dönüştükleri görülüyor. Ebeveynin duyarlılığı ve çocuğun bakımına dahil olması gibi olumlu özellikler, kararlı sınır oluşturma ve uyumlu aile ilişkisi ile desteklendiğinde aile içinde ve dışında olumsuz mizaç ve dışsallaştırma davranışlarını azaltabilir.

 

Ebeveynlik biçimlerini; güvenilir, otoriter ve hoşgörülü olarak üç kategoriye ayırabiliriz.

Çocukların sosyalleşme biçimleri çalışılırken bu üç kategori ile birlikte;

a) Çocuğa verilen ebeveyn desteğinin derecesi (kabul, şefkat, ilgi, bakım gibi),

b) Çocuk üzerindeki davranışsal kontrolün derecesi  (sınır koyma, süpervizyon, sonuçlar hakkında mantık yürütme ve takip gibi), 

c) Ebeveynlerin çocuğun duygusal, ve psikolojik özerkliğini sağlama derecesi (seçenek sunma, karar belirleme sürecine çocuğun katılmasına ve fikirlerini söylemesine izin,  müdahaleci davranışlardan kaçınma gibi) de dikkate alınmalıdır.

 

Basitçe söylersek ebeveynliğin bu çok boyutlu özelliklerine bağlanmışlık, düzenleme, özerklik tanıma veya yeni tanımı ile güvenilir ebeveynlik diyoruz. Örneğin özellikle babalarda daha fazla bağlanmışlık (sabırlı, şakacı, hassas ebeveynlik) çocukta daha az saldırgan davranışla bağlantılı bulunmuş. Buna karşın daha az psikolojik özerklik tanınması daha fazla çocukluk dönemi hırçınlığı ve akranlarla daha fazla sorun yaşama ile bağlantılı.

 

Güvenilir ebeveynlik çocuğunu bireysel özelliklerine uyarlanabilen bir davranış stili. Örneğin endişeli- korkak çocuklar daha yumuşak, mantıklı düşünme temelli bir düzenlemeden yaralanırken, korkusuz bir çocuk bağlanmışlık (işbirliği, kabul, duyarlılık) özelliğinden, yine daha dürtüsel, dirençli çocuklar düzenlemeci, sınır koyma davranışları (yasaklar, uyarılar) ile daha iyi yönetilebiliyorlar. Cezalandırıcı olmayan düzenlemeler sıcak ve destekleyici ebeveynlikle birlikte zor çocuklar için güvenli ebeveynliğin bir yansıması olarak işe yarıyor.

 

Yine de bazı anne babaların ebeveynlik stillerini çocuklarının mizacına onların sosyalleşme becerilerini artırma yönünden nasıl etkin bir şekilde uyarlayabildikleri hakkında henüz yeterli bilgi yok.

 

Aslında bağlanmışlık (connectedness), düzenleme (regulation) ve özerklik tanıma (autonomy granting) bileşenlerinin farklı karakterlerde çocukların yaşları ilerledikçe değişen ihtiyaçlarına göre ayarlanmasının ekonomik sorunlar, yorgunluk, evlilik meseleleri ve zaman kısıtlamaları ile boğuşan ebeveynler için bayağı bir beceri gerektirdiğini kabul etmek zorundayız.

 

Bu bağlamda ailelerle çalışırken veya ebeveynlere yönelik eğitimlerde anne babaların kendi yaşam koşullarına uyarlamakta çok zorlanacaklarını gördüğüm ama etkin ebeveynlik için gerekli olan bazı reçeteleri veriyor olmak beni de genellikle zor durumda bırakıyor.

 

Yukarıda söz edilen araştırma sonuçlarını okuyup değerlendirmek, tümünü uygulamak mümkün olmasa da anlamlandırmakta zorlandığımız bazı durumlara ışık tuttuğu için işe yarayabilir diye düşünüyorum. Birçok anne baba aynı davrandığı halde neden iki çocuğunun farklı geliştiğin merak edebilir. Özellikle sosyal beceri ve olumsuz duyguları dışa vurum ya da içselleştirme açısından hangi tip çocukta ne tür bir ebeveyn tutumunun etkili olacağını bilmek veya nerede hata yaptığımızı görmek bundan sonrası için strateji belirlemeye yardımcı olabilir. Bu yazının amacı çocuk yetiştirirken biraz dikkatli gözlem yaparak çocuklarımızı iyi tanımanın onların ihtiyaçlarına cevap veren tutumlar sergileyebilmek için gerekli olduğunu vurgulamaktır. Onun ötesinde herkesin çocuğu için elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum. 

Paylaş




 E-Posta Aboneliği

Aile Öğrenci Uzman Diğer




 Etkinlik Takvimi

Önümüzdeki günlerde hiç etkinlik yok