Boşanma Öncesi Nasıl Bir Süreç Yaşanıyor?

Çift ve Aile Terapisti Psikolog Çiğdem Toksoy

BOŞANMA ÖNCESİ NASIL BİR SÜREÇ YAŞANIYOR?

Ülkemizde özellikle de büyük şehirlerde boşanma oranının batılı ülkelerle aynı düzeye gelmesi bu konuda düşünüp yazmayı da zorunlu kılıyor. Bu nedenle ben biraz boşanma öncesi süreçten bahsetmek istiyorum.

Öncelikle aile mahkemelerinde çalışmaya başladıktan sonra beni en çok etkileyen gözlemimin boşanma nedenleri içinde birinci sırayı köken aileler ile olan anlaşmazlıkların % 80 gibi inanılmaz bir oranla aldığını, üstelik eğitimli çiftler arasında da bu oranın değişmediğini görmek olduğunu söyleyebilirim.(Bu oran terapist ve bilirkişi olarak çalıştığım 500 civarındaki farklı sosyoekonomik düzeyden çiftle ilgili kendi deneyimlerimden çıkarılmıştır) Konuştuğum bazı boşanma avukatları oranın daha da yüksek olduğunu ifade ettiler.

Toplumsal ve kültürel nedenlere bağlı olarak birçok çiftin evlendikten sonra esnek bir çekirdek aile sınırı oluşturamadıklarını gözlemledim. Köken ailelerin de evlatlarına tapusunu karşı tarafa kaptırmamak için uğraştıkları bir mal gibi davrandıklarını bu kadar çarpıcı bir şekilde görmek için aile terapisti olup mahkemelerde bilirkişilik yapmam gerekiyormuş.

Ne yazık ki böyle davranılan kişiler bunun sonucu olarak evliliklerini bitirmeye kalktıklarında kendi çocuklarını da benzer bir sürece sokuyorlar. Yani onlar da çocuğa bir mal gibi davranıp tapusu/velayeti için birbirleri ile savaşarak çocuğun hayatını cehenneme çeviriyorlar. Tabii ki herkes böyle yapmıyor. Bazı anne babalar bu işi daha sağlıklı yollardan çözmeyi deniyorlar ve uzman yardımı arıyorlar.

Boşanma öncesi yaşanan süreçte psikolog – psikiyatrisi dönemi genelde şöyle gelişiyor. Taraflardan biri diğerine tartışmaların sıklaştığı bir dönemde ‘Sen bir psikologa git’ diyor, diğeri de ‘Benim bir şeyim yok, sen git’ diye cevaplıyor, ya da genelde kadın eşine ‘Birlikte bir terapiste gidelim’ diyor, erkek de ‘Bırak bu saçmalıkları’ diye cevaplıyor ve süreç hiç bir yardım almadan boşanma kararı ile sonuçlanıyor. Az sayıda çift bu yardımı almaya niyetlenip ülkemizde çok bulunan her konuya vakıf ama hiç bir konuda uzman olmayan bir terapist ile başarısız bir deneyim yaşayıp ‘Bunu da denedik, olmadı’ diyerek mahkemeye baş vuruyor. Daha az sayıda çift de doğru yardımı alarak evliliklerini yürütüp yürütemeyecekleri konusunda sağlıklı bir bakış açısı kazanıyor.

 

Ne yazık ki ülkemizde eğitimli birçok insan bile aile ve çift terapisi ya da daha genel bir tanımla ilişki terapisi diye bir uzmanlık alanı olduğunu bilmiyor ve terapiste giden kişinin bireysel bir sorunu olması gerektiğini düşündüğü için yardım almaktan kaçınıyor. Bu da biraz iletişim becerisi ya da farklı bakış acısı kazanmakla çözülebilecek sorunların büyüyerek aile birliğini bozmasına, sayısız bireysel ve sosyal kayba yol açmasına neden oluyor.

Özetlemek gerekirse sağlıklı bir boşanma kararı alınabilmesi için boşanma öncesinde uzman yardımı almak boşanma sonrası yeni düzenlemeler yapılırken yardım almaktan daha yararlı olabilir. Bu nedenle boşanma kararının eşiğine gelmiş çiftelere bir aile terapistinden yardım almalarını öneriyorum.

Boşanma Sürecinin Geri Dönüşü Mümkün Müdür?

Bence mümkündür. Hepimizin çevresinde aynı kişi ile birden fazla kez evlenmiş tanıdıkları vardır. Bunun nedeni boşanmanın farklı iki süreçten oluşmasıdır.

1- Yasal boşanma mahkemede gerçekleşir ve çift kanun karşısında karı kocalık özelliğini kaybeder.

2- Duygusal boşanma beyinde gerçekleşir ve genelde yasal boşanma ile senkronize değildir.

Çevremize baktığımızda bazı evli çiftlerin neden hala bir arada olduğunu anlayamayız. Aynı evi paylaşan ama tamamen ayrı hayatlar yaşayan, sorulduğunda bunu çocukların varlığı ya da alışkanlığa bağlayan kişiler aslında duygusal olarak çoktan boşanmışlardır. Buna karşılık yasal olarak boşanmış bazı çiftlerin hala bir biçimde bitmemiş işlerinin kaldığını, olumsuz da olsa iletişimlerinin devam ettiğini ve bazen de yeniden evlendiklerini görürüz.

Boşanmış eşlerin büyük çoğunluğunun çektiği sıkıntılar bana göre eski eşlerinin onlardan duygusal anlamda boşanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum bazen iki taraf için de geçerli iken, bazı durumlarda eşlerden birisi bu süreci bitiremediği için eşinin de bir biçimde kendi çektiği acıyı hissetmesini ister. Acı çektirme yolları da karşı tarafı çocuklarla ilişkiler ve maddi konularda zora sokmak, uzaktan da olsa hayatını kontrole çalışmak şeklinde olur.

Benim önerim aile baskısı, ya da çatışma çözüm becerileri yetmediği için boşanmış ama karşılıklı olarak hala bir şeyler hisseden çiftlerin boşanmış olmayı dünyanın sonu olarak görmek yerine özellikle çocukları varsa geri adım atmayı gurur meselesi yapmadan küçük adımlarla işe başlamalarıdır. Bazen özgürlük sandığımız şeyin farklı bir tutukluluk olduğunu ve bizi içinden çıkamadığımız bir sürü sorunla karşı karşıya bıraktığını çok geç fark ediyor ve geri adım atacak cesareti bulamadığımız için de girdiğimiz zor yolda yürüyoruz. Ben bazı boşanma vakaları ile çalışırken neden o noktada olduklarını ve boşanmanın onlara nasıl daha iyi geleceğini anlamakta güçlük çekiyorum. Ne yazık ki eşlerden birisinin yaşadığı tüm olumsuzlukların sorumluluğunu evliliğine yüklediği durumlarda ilişkiye farklı pencereden bakması mümkün olmuyor.

Paylaş




 E-Posta Aboneliği




 Etkinlik Takvimi

Beyin ve Çocuk