Aile yaşayan, devamlılığı olan, organize olmuş, değişik üyeleri olan ve bu üyeler arasında süregelen bir ilişkinin olduğu bütündür. Genel olarak aile dendiği zaman anne baba ve çocuklardan oluşan bir yapı aklımıza gelir. Zaman zaman aile ile birlikte yaşayan bir yakın akraba da bu yapının bir parçası olabilir.

 

 

  Fonksiyonu açısından baktığımızda ise aileyi kan bağı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık ilişkisi olan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan bireylerden oluşan, bireylerin cinsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılandığı, topluma uyum ve katılımlarının sağlandığı toplumsal bir birim olarak tanımlayabiliriz.

 

  Aile terapisi terimi bu ilişki içinde yer alan bireylerin psikiyatrik veya psikolojik bozukluklarının bu sistem içinde sağaltılabileceği varsayımından yola çıkılarak oluşturulmuş çeşitli görüşlerin yaklaşımını ifade eder.

 

Yöntemler farklı da olsa aile terapistlerinin ortak amaçlarını şöylece sıralayabiliriz:

-Bireydeki ruhsal belirtileri ve işlevsel bozuklukları ilişkiler alanında ele almak ve azaltmak.

-Aile ve evlilik içi çatışmalar ile ailenin daha geniş çevresi ve toplumla çatışmalarını çözümlemek.

-Ailenin sorun çözmede kullanabileceği kaynak ve güçlerini belirlemek.

-Aile üyelerinin duygusal gereksinimlerinin diğerleri tarafından algılanması ve doyurulmasını kolaylaştırmak.

-Üyelerin ailenin karşılaştığı zorlayıcı yaşam olayları karşısında sorun çözme, iletişim kurma becerilerini geliştirmek.

-Aile sınırı ve bireysel sınırlar konusunda farkındalık yaratmak.

-Cinsler ve kuşaklar arasında rol dağılımı konusunda uyuşmanın artmasını sağlamak.

-Ailenin toplumsal çevre ile bütünleşmesini kolaylaştırmak.

 

Bu amaçlar doğrultusunda aileyi bir sistem olarak gören, genel sistem teorisi yaklaşımı ile hiç bir olayın tek başına olmadığı, diğer olaylarla ilgili olduğu ve karşılıklı etkileşim içinde olduğu düşüncesi ile çalışılmaktadır.

 

  Şöyle de söyleyebiliriz. Aile bireylerine tek tek baktığımızda hiç bir bozukluk fark edilmeyebilir ancak üyeler arası ilişkide sorun vardır ve bu nedenle aile dengesi bozulmuştur. Sistem yaklaşımı bireysel bozukluklarla değil ailenin etkileşim biçimi ile ilgilenir.

 

  Bu nedenle sorunu dile getiren kişi ile yalnız çalışmak sonuç vermediğinde ailenin tümü ile ya da en azından bir alt sistemi (eş, ebeveyn-çocuk) ile çalışmak daha kısa sürede daha etkin sonuçlar almamızı sağlar.

 

Genelde insanlar sorunlu damgası yememek için psikolog veya psikiyatrlara gitmekten kaçınırlar.

 

  Aile terapisinin bir farkı da kişileri sorunlu ya da hasta diye tanımlamaması, bir başka deyişle damgalamamasıdır. Bizim bakış açımıza göre ortada bir sorun varsa bu bütün aileyi ilgilendirir. Çünkü sorun ya aile içi dengelerin bozulmasından dolayı oluşmuştur ya da tüm aile var olan sorundan olumsuz etkileniyordur.

 

Paylaş




 E-Posta Aboneliği

Aile Öğrenci Uzman Diğer




 Etkinlik Takvimi

Önümüzdeki günlerde hiç etkinlik yok