Eğitim ve Nöropsikoloji

Dr. Bülent Madi

Öğrenme doğumdan önce başlar ve hayatımız  boyunca devam eder. Anne karnındaki çocuk beş duyudan ikisini algılar: Koku ve ses. Çocuğu anne karnında koku ve sesle doğru eğitmeye başlarsanız, zaten o çocuğun beyin gelişiminde var olan potansiyeli ortaya çıkarmış olursunuz.

İnsanı tanıma, anlama ve insana yardımcı olmak için artık günümüzde psikoloji bilimi; nöroloji bilimi ve alt dalları ile birlikte çalışıyor. Nöroloji biliminin psikoloji ve psikiyatri bilimleri ile ne tür bir bağlantısı vardır?

Nöroloji sinir bilimidir. Santral sistemi ve çevresel sinir siteminin işlevi olarak algılamalıyız. Santral sisteminin işlevini de beynin, beyinciğin ve omuriliğin sistemi olarak algılamak gerekir. Çevresel sinir sistemi , beyinden ve omurilikten çıkan veya beyne ve omuriliğe giren sinirler olarak algılamak gerekir. Nöroloji bilimi, aslında beyin ağırlıklı olmakla birlikte bedenin bütününü kapsar. Nörolojinin bundan otuz sene önce birleştiği bir alan vardı. Bu alan Nöropsikiyatri bilimiydi. Günümüzde ise nöropsikiyatri; nöroloji ve psikiyatri olmak üzere iki alana ayrıldı. Gerçi birçok noktada şimdi birleşiyorlar. Daha sonraları nöropsikoloji alanı ortaya çıktı. Psikoloji de, beyinin bilimidir. Beyin bilimi, davranış ve kognitif ile ilgili olduğuna göre o zaman nöroloji bilimiyle bağlantısı olması gerekir. Psikiyatri ise, beynin davranış bilimidir. Hatta psikiyatrinin alt dallarından biri olan psikanalize son zamanlarda nöropsikanaliz denilmektedir.

Dolayısıyla nöroloji bir ana başlıktır. Alt başlık ise; nöropsikoloji, nöropsikiyatri, nörokognisyon, nörososyoloji, nörofelsefe, nörosanat diye birçok bilim dalı sayılabilir. Sonuç olarak bizim ürettiğimiz birçok şey, bedebi yönlendirir ve onun kontrolü de beyindedir.

Nöropsikoloji bilimini nasıl tanımlıyorsunuz?

Nöropsikoloji; bilişsel işlevler, davranışın nedenlerini ve sonuçlarını inceleyen bilim dalıdır. ’”Neden böyle bir davranışta bulunuyoruz, bunun sonuçları nedir ve beyinde ne oluyor da bu davranışlar ortaya çıkıyor ya da ne oluyor da bu davranışlar ortaya çıkmıyor”u araştıran bilim dalıdır nöropsikoloji.  Nöropsikolojiyi incelerken biraz beyin yapısını, beyinciğin yapısını ve omuriliği bilmek gerekir. Yani fizyolojiyi, anatomiyi bilmek gerekir. Onun dışında psikolojinin alt veya ana terimlerini bilmek gerekir.

Nöropsikolojik değerlendirme nasıl yapılıyor?

Psikoloji davranışı inceliyor, psikiyatri gibi. Diyelim ki hiperaktif veya öğrenme güçlüğü olan ya da saldırgan davranışlar gösteren bir çocukla karşı karşıyasınız. “Bu çocuğun beyninde ne var?’’ , ‘’BU çocuğun beyninde neler eksik ya da neler daha iyi?’’ sorularını psikoloji araştırır. Bu araştırma eskiden sadece testlerle yapılırdı. Şimdi görüntüleme metotları var.

Çalışan beyin üzerinde glikoz, oksijen veya ban kimyasal maddeler kullanarak fotoğraflar çekiyoruz. Nörolog, bu fotoğraflara psikologla bir araya gelerek bakar. Bu çocuğun davranışının , hiperaktivitenin ve öğrenme güçlüğünün nedenini belirlemek için, elde ettiğimiz görüntülü metotların ve psikologların yaptığı testlerin sonuçları bir araya getirilir ve çocuğun  sorunlarını  çözmek adına ortak bir yol belirlenir. EEG gibi henüz deney aşamasında olan ve geçerliliği kanıtlanmamış metotlar da var.

Sonuç olarak psikologların hatta okul öncesi eğitimcilerin, beyin yapısı ile ilgili eğitim alması gerekiyor. Aksi takdirde gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin pazarladığı bir takım eğitim metotlarını ezberlemek zorunda kalırlar. Ezberlerler ve niçin yaptıklarının da farkına varamazlar. Çoklu zekada olduğu gibi…

Beynin gelişimini bilmezsek Örneğin Gardner'ın çoklu zeka kavramını ezberlemek durumunda kalırız. Hâlbuki beynin gelişimi arkadan öne doğrudur. Beyin, görme sisteminden akıl yürütmeye doğru gelişir. Eğer biraz beynin gelişimini bilseler çoklu zekânın içerisindeki eksikleri de görebilirler ki çoklu zekâda biraz da çeviri hatası var. Ama bunu göremiyor insanlar, bunun sebebi de beyin yapısını bilmemekten kaynaklanıyor.

O halde psikologların ve okul Öncesi eğitimcilerin bu eğitimi almadan mezun olmaları eğitim sistemimizde bir sıkıntı yaratmaktadır.

Eğitim sistemimizde gerçekten bir sıkıntı söz konusudur. Eğitim fakültelerinde adı nörofizyolojj olmasa da beyin yapısı ile ilgili gerekli bilginin verileceği dersler konulmalıdır. Dünyaya entegre olmaya çalışan bütün ülkelerde olduğu gibi, bizim ülkemizde de psikologların, okul öncesi eğitimcilerin beyin yapısını optimum düzeyde bilmeleri gerekiyor.

Psikologlar testlere boğuluyorlar. Bu durum da onların çoğu kez bir laborant gibi çalışmalarına sebep oluyor. Tabi bu konuda çok başarılılar. Ellerindeki birçok dokümanı, sonuçları kliniklere vererek klinik çalışmalara katkıda bulunuyorlar. Ama bu testleri neden yaptığını bilerek yapan kişinin Olaya daha geniş açıdan bakma şansı olabilir.

Nörolojik açıdan öğrenme performansının artırılması için neler yapılabilir?

Benim savunduğum fikir şu: Öğrenme ve eğitim dediğimiz Şey, okul öncesi çağında yani 5-6 yaşında başlamıyor, anne karnında başlıyor. Bir çocuk anne karnındayken beş duyudan ikisini alır: Koku ve Ses. Çocuğu anne karnında koku ve sesle doğru eğitmeye başlarsanız, zaten o çocuğun beyin gelişiminde var olan potansiyeli ortaya çıkarmış olursunuz. İnsan gelişimi, ilk önce dikine sonra enine daha sonra da dönme (rotasyon) şeklinde gerçekleşir. Daha sonra, eğer beynin iki yarım küresini birlikte geliştirirseniz, bu gelişen beynin hayal gücü ve yaratıcılığı birlikte gelişmiş olur.

Örneğin bunu neler gerçekleştirebilir? Müzik yapar. Müzik ne zaman başlar? Anne karnında başlar. Müzik yetisi ne zaman biter? 3-4 yaşlarında biter. Bu yaşlara kadar müzik eğitimi verirseniz beyinin iki yarım küresi de çalışır. Sorunları kolay çözebilen, sorunlara karşı estetik boyutta yaklaşabilen, empatiyi bilen, insanlar arası ilişkiyi bilen çocuklar doğmuş olur. Sadece müzik değil tabiî ki; ama burada önemli olan müziğin erken yaşlarda başlaması gerektiğidir. Müzikle birlikte koku da önemlidir, çocuk anne karnında kokuyu da almaya başlıyor. Dolayısıyla böyle bir eğitim, farklı bir neslin gelişmesine sebep olur. Burada görev okul öncesi eğitimcilere, nöropsikologlara düşer. 21. yüzyılda birçok şey değişti. 50-60 yıl önce Piage gibi düşünürlerin tarif ettiği şeyler bugün epey değişti. İşin içine bilgisayar girdi, internet girdi ve böylece teknoloji. bilim gelişti. Beyin gelişimi yani sinaptik bağlantılar son yıllarda çok hızlandı. Bu nedenle ülkemizde hem eski eğitim metotlarının bir yenilenmeye ve revizyona ihtiyacı var hem de iki bilim dalının da beyin gelişimini bilmeye ihtiyacı var.

Mesela Çin bütün dünyayı inceleyerek kendi eğitim metotlarını kendisi oluşturuyor. Örneğin; okul öncesi eğitimine piyano koydu. Piyano koyması, bence atom bombasından çok daha önemli. Günkü piyano eğitimi ile, beynin iki yarım küresini aynı anda çalıştırabilen, el becerisi gelişmiş, insan ilişkilerini iyi bilen, teknoloji, sanat, felsefe ile düşünebilen bir nesil geliyor.

Okul öncesi aile içi eğitimde anne-babalara önerileriniz neler olabilir?

Anne-babaların çocuğa doğru dokunmayı bilmesi, çocukla göz teması kurabilmesi, ses tonuna dikkat etmesi, şiddetten , yüksek sesten uzak durmaları gerekir. Bunların dışında çocukla doğru konuşmaları, duygu ve düşüncelerini doğru kelimelerle ifade etmeleri önemlidir. Ayrıca sorgulayan beyinler yetiştirebilmek için, soru sormalarını kolaylaştırabilecekleri cümleler kurmalarını da sağlamalıdırlar.

 Okurlarımıza son bir mesajınız var mı?

Tabii ki, ülkemiz hiç tartışmasız iyi gelişiyor. Son yıllarda bunu çok daha net görüyoruz. Kültürümüze sahip çıkarak, eksiklerimizi ve yanlışlarımızı görerek; "Daha neler yapabiliriz? Nasıl hızlanabiliriz? ‘’ sorularına cevap aramalıyız. Ayrıca gençlerimizi şiddetten uzak tutmalı ve onlara, iletişimi öğretmeliyiz. Dünya kültürü içinde biz de, içe kapanık olmayan, akil yürütüp kendi kendine eğitim metotlarını üreten ve kendini eğiten bir nesil  yetiştirmeliyiz. Bunu yaparken de nöropsikolojiden yararlanabiliriz.

Sonuç olarak; nöropsikolojinin ve psikolojinin beyinle ilgili çok önemli bir bilim dalı olduğunu ve bunun mutlaka öğrenilmesinin zorunlu olduğunu, öğretecek kişilerin de bunu kavramış olması gerektiğini belirtmek isterim.

Bir çok alt dallarının da olduğunu, ekonomik ve sosyal yönden ge ülkelerin bu bilim dallarından yararlanarak yeni nesiller yetiştirdiğini de unutmayalım, yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi...

*Bu röportaj Terapi (2007) dergisinde yayınlanmıştır.

Paylaş




 E-Posta Aboneliği




 Etkinlik Takvimi

Beyin ve Çocuk