Uzmanlarımızdan Psikolog Selin Alpanda ve Psikolojik Danışman Aslı Sazcı yazısı Koşuyolu Plus Dergisi'nde...

29.03.2016


Çocuk Deyip Geçmeyin!

Davranış Sorunlarını Dikkate Alın!

 

Son yıllarda davranış sorunları nedeni ile başvuran ebeveynlerin sayısında belirgin düzeyde artış olduğunu gözlemliyoruz. Bizlerin çocukluğunda “yaramazlık” olarak adlandırılan davranış farklılıkları artık ebeveynlerin kontrol edemedikleri boyutlara geldi. Eskiden çocuktur geçer denilen sorunlar günümüzde geçememeye başladı. Ebeveyn tutumlarının farklılaşması, çocuklara sunulan uyaranlar (tabletler, şiddet içerikli oyunlar vd.), beslenme kalitemizin azalması (katkı maddeli besinlerin tüketimi), uyku sorunları gibi biyolojik ihtiyaçlar da bu sorunların artmasına neden olabiliyor.

 

 

Davranış sorunları nedir?

Davranış kişinin bulunduğu çevrede veya ilişkilerinde değişiklik yaratan her türlü tepkidir. Kişi yaşam süreci içinde yeni deneyimler kazanarak, öğrenerek, taklit ederek davranışlarını kontrol edebilme becerisini kazanır. Bu becerileri edinme aşamasında zorlanan, uygun uyaranlara- rol modellere sahip olmayan çocuklarda davranış sorunları gözlemlenebilir. Davranış sorunu, çocuğun kendisi veya çevresindekiler için sorun yaratan davranışlar sergilemesidir. Bu davranışlar çocuğun öğrenmesini zorlaştırdığı, başkalarının ilişkilerini engellediği ya da çocuğu başkalarından uzaklaştırdığı için sorun olarak kabul edilir.

Davranış sorunları ne kadar şiddetli olursa olsun, çocuğa yaşıtımız gibi davranmak, onu etiketlemek, inatlaşmak, aşırı katı cezalar vermek sorunun pekişmesine neden olur. Çocuğun davranış sorunları ile baş edebilmek için birkaç soruya cevap aramak gerekir.

Soru 1: Çocuk davranış problemlerini hangi ortamlarda gösteriyor?

Çocuğun davranış sorunu gösterdiğini söyleyebilmek için gözlemlenen sorunların ev, okul ve içinde bulunduğu diğer ortamlarda da gözlemlenmesi önemlidir. Eğer çocuk sadece evde veya sadece ebeveynlerinden uzak yerlerde davranış sorunu gösteriyorsa burada içinde bulunduğu ortamın dikkatle incelenmesi gerekir. Örneğin evde ağlayarak isteklerini yapabildiğini ama okulda öğretmenin ağlamasına rağmen istediklerini yapmadığını fark eden bir çocuk evde ve okulda isteklerini farklı şekilde ifade eder. Veya bazı çocuklar birebir oyun oynadığınızda, ilgilendiğinizde sorun yaşamaz ama bir topluluk içine girdiğinde beklenmedik uygunsuz davranışlar sergiler. Çocukların gösterdikleri bu davranışların nedenini keşfetmeye çalışmak onlara ulaşabilmek için çok önemli.

Soru 2: Çocuk davranış problemlerini göstermeye ne zaman başladı? Davranış sorunları nedir?

Çocuklar yaşadıkları olumsuz deneyimler sonucunda kaygılarını kontrol etmekte zorlanabilir, davranış farklılıkları göstermeye başlayabilir. Bu nedenle çocuğun davranışlarının ne zaman, hangi olaydan sonra başladığını gözlemlemek gerekir. Okul süreci ile mi başladı? Anne-baba anlaşmazlığı sonrasında mı? Bu sorulara yanıt vermek çevresel koşullarını gözden geçirmek ve onu olumsuz etkileyen faktörler hakkında bilgi sahibi olmak için gereklidir.

Soru 3: Çocuğun davranışlarını kontrol edebildiği zamanlar var mı? Varsa eğer o ortamda farklı olan ne?

Çocuklar problem davranışları bazen kontrol edebiliyor olabilir. İçinde bulunduğu ortamda onun sakin kalmasına yardımcı olan etmenler mi (odanın rengi, ses düzeni vd.), yoksa yanında bulunan kişinin onu rahatlatıcı (ses tonu, iletişimi kullanma şekli vb.) özelliği mi çocuğu rahatlatıyor? Bu gözlemler çocuğun tetikleyici faktörlerini kontrol altına alabilmemizi kolaylaştırır.

Soru 4: Çocuk davranış problemlerinin haricinde farklı problemler de yaşıyor mu?

Bazen çocuğun davranış sorunları göstermesinin altında farklı psikolojik, gelişimsel, nörolojik-psikiyatrik tablolar yatabilir. Bu durumda davranış sorunlarına neden olan tanının belirlenmesi gerekir. Eğer davranış sorunlarının altında duygusal sorun yatıyorsa yapılacak müdahale farklı, nörolojik, gelişimsel bir sorun yatıyorsa yapılacak müdahale farklıdır.

Soru 5: Ailede veya yakın çevrede çocuk ile benzer davranışlar sergileyen kimse var mı?

Ailede görülen davranış sorunları genetik bir faktör olarak kendini gösterebilir. Ayrıca içinde bulunduğu ortamda benzer davranışlar sergileyen kişinin olması da çocuğun uygun olmayan davranışları taklit ederek öğrenmesine neden olabilir.  Ailede benzer davranışlar sergileyen kişilerin varlığı da çocukları olumsuz etkiler.

Sorunun kaynağı her ne olursa olsun erken fark edilip müdahale edilmesi önemlidir. Müdahale edilmemesi çocukların olumsuz kişilik özellikleri edinmesine ve bu sorunların giderek artmasına, çeşitlenmesine, sorunun kemikleşmesine neden olabilir.

 

ÖNERİLER

Sınırlarınız net olsun. Çocuğunuzun uyum sağlamakta zorlandığı alanlarda (ne kadar süre tablette oyun oynayacak, parkta ne kadar zaman geçirecek, hangi koşullarda parktan ayrılmak zorunda kalacak vd.) sınırlarınızı belirleyin.

Sınırlarınızı esnetmeyin. Örneğin siz daha önceden çocuğunuza parkta arkadaşını iterse parktan ayrılacağınızı söylemiştiniz. Oyun oynarken arkadaşını itti ve sonra pişman olup gelip sizden özür diledi ve biraz daha kalabilir miyiz diye sordu veya parktan ayrılmayacağını bağırarak söylemeye başladı. Bu durumlarda ilk belirlediğiniz sınırı uygulamanız gerekir. Aksi halde çocuğunuz belirsizliği yaşayacaktır.

Doğru model olun. Çocuğunuzun kızdığı zaman bağırmasını istemiyorsanız siz de kızdığınız zaman bağırmamalısınız.

Davranışının altında yatan psikolojik ihtiyacı fark edin. Her seferinde son sözü söylemek istemesi güçlü olmak istediğini, bağırarak konuşması dikkat çekmek istediğini, sizden sürekli bir şeyler istemesi ilgi isteğini yansıtıyor olabilir.

Çocuğunuzu etiketlemeyin. Yaramaz çocuk, akılsız, terbiyesiz gibi sıfatlar kullanmayın. Bu durum çocuğunuz benlik algısını olumsuz etkiler. Aynı zamanda sizin çocuğunuzun değişmeyeceğini düşündüğünüzü de gösterir.

Değiştirmesini istediğiniz davranışlarını net olarak tanımlayın. “Yaramaz çocuk demek” yerine “sen istemediğin bir şey olduğunda bağırıyorsun” şeklinde konuşun. İlk ifade tüm kişiliğine yönelik bir atıftır ancak ikincisi sadece rahatsız olduğunuz davranışı işaret eder.

Eleştiriden ve ikaz etmekten uzak durun. “Dikkat et”, “Bağırma”, “Yine dinlemedin beni” gibi konuşmalardan uzak durun.

Olumlu özelliklerini fark edin ve memnuniyetinizi söyleyin. Çocuğunuzun muhakkak olumlu ve beğendiğiniz özellikleri ve davranışları vardır. Bu özellikleri ve davranışları sık sık ona söyleyin. Olumlu özellikleri ve davranışları ile de dikkat çekebildiğini fark etsin.

Çocuğunuzun karşısında değil yanında olun. Davranış sorunları gösteren çocuk ile ebeveyni çoğu zaman iki karşı cephede savaşırlar. Bu çatışmayı çocuğun bitirmesini beklemek çocuğa büyük sorumluluk yüklemektir. Aslında bu sistemde ebeveyn çocuğun karşısında değil yanında olmayı öğrenmelidir.

Sorun olan konuları o anda bırakın, tüm zamana yaymayın. Çocuğunuz evden çıkmak istemedi ve aranızda sorun yaşandı. Bu nedenden dolayı tüm gün surat asmayın ya da ona sürekli yaptığı o davranışı hatırlatmayın.

Korkutmayın ve tehdit etmeyin. Bu şekilde çocuğunuzun o davranışını o anda bastırmasını sağlarsınız ancak kalıcı bir değişiklik olmak. Sizin veya otoritenin olmadığı ortamlarda olumsuz davranışlar göstermeye devem eder.

Sorunun gelişimindeki rolünüzü gözden geçirin. Davranış sorunlarının gelişimi anne-baba tutumları ile bağlantılıdır. Kendi davranışlarınızı inceleyin ve öncelikle hangi davranışınızı değiştirmenin en büyük yararı sağlayacağını fark edin.


Paylaş




 E-Posta Aboneliği




 Etkinlik Takvimi

Beyin ve Çocuk